‘Ataerkil baskılar kadın gazetecilerin önündeki en büyük engel’

Raperin’in ilk kadın gazetecisi Habiba Babab, bölgede kadınların medya alanındaki görünürlüğünün artmasına rağmen ekonomik zorluklar, ataerkil baskılar ve birlik eksikliğinin kadın gazetecilerin önünü kesmeye devam ettiğini söyledi.

Raperin - Dünyanın teknolojiye açılması ve çalışma ortamlarındaki hızlı değişimlerle birlikte Federal Kürdistan’ın Raperin bölgesinde kadınların medyadaki görünürlüğü artmış olsa da, sosyal engeller, ekonomik koşullar ve bütünleşik bir kadın söyleminin eksikliği hala ciddi zorluklar yaratıyor.

Bölgesinde medyanın ilk görünen yüzü oldu

Raperin bölgesinin ilk kadın gazeteci ve sunucusu olan Habiba Babab, medya kariyerine 1994 yılında başladı. Raperin’in 8 No’lu Radyo Merkezi’nde editörlük ve yönetmenlik bölümlerinde 13 yıl görev yaptı. Ardından sekiz yıl boyunca köy kadınlarına yönelik programlar hazırlayıp sundu ve bir süre radyonun süpervizörlüğünü üstlendi. Habiba Babab, şu anda avukatlık mesleğini sürdürüyor.

Önceki yıllara kıyasla Raperin bölgesinde kadınların medya alanında istihdam olanaklarının önemli ölçüde arttığını belirten Habiba Babab, “Geçmişte kadınların rolü yalnızca spikerlikle sınırlıyken, günümüzde birçok bağımsız ve parti kanalının açılmasıyla birlikte kadınlar artık sanatsal içerik üretiminden kameramanlığa kadar tüm medya alanlarında görev alıyor” diye kaydetti.

‘Zorluklar kadınların mesleğe devam etmesini engelliyor’

Habiba Babab’a göre bu alanda başarının anahtarı, uzmanlaşmadan geçiyor. Habiba Babab, sözlerinin devamında, “Gazetecilik, sunuculuk ve teknik alanlar gibi farklı görevleri aynı anda yürütmek isteyen medya çalışanları zaman ve enerji kısıtlamalarıyla karşı karşıya kalıyor ve bu durum herhangi bir alanda başarıya ulaşmayı zorlaştırıyor. Buna karşılık, belirli bir alana yoğunlaşmak, öz eğitim ve yenilik geliştirme konusunda daha fazla fırsat sunuyor” diye belirtti.

Kadın gazetecilerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Habiba Babab, şunları söyledi:

“Gazetecilik, özellikle de saha muhabirliği, cesaret isteyen ve tehlikeli bir meslek. Ne yazık ki ataerkil kültür, aile baskısı ve eş müdahalesi, birçok kadının karşılaşabilecekleri sorunlardan çekinerek mesleğe devam etmesini engelliyor. Sivil toplum kuruluşları ve ilgili kurumların rolüne gelince, son yıllarda çalışmalarının oldukça zayıf olduğunu görüyorum. Kadınlara gerekli desteği sağlayamıyorlar ve finansal sorunlar hala kadınların önündeki en büyük engellerden biri.

Ayrıca kadın gazetecilerin içsel bir zayıflığı olan birlik eksikliğine de değinmek istiyorum. Bu ayrışmanın temelinde parti üyelikleri ve kişisel çıkarlara yönelik çalışmalar var. Bu durum, kadınların ortak hedeflerine ulaşmalarını ve kadınların gerçek sesini duyuracak bir baskı gücü ya da birleşik bir ses oluşturmalarını engelliyor.”